Bilerek oruç bozulursa ne olur, kaza mı kefaret mi gerekir? Diyanet yanıtladı
Ramazan ayının başlamasıyla birlikte oruçla ilgili sorular da artıyor. Özellikle bazen kişinin nefsine yenik düşerek orucunu bilerek bozması halinde nasıl bir hüküm uygulanacağı merak ediliyor. Kaza ile kefaret arasındaki fark bu noktada önem kazanıyor. Peki bilerek oruç bozmanın dini hükmü nedir, hangi durumlarda sadece kaza gerekir, hangi hallerde kefaret devreye girer? Diyanet’in görüşleri doğrultusunda hazırladığımız haberimizde tüm detayları bulabilirsiniz.
Orucu bilerek bozmak durumunda kalanlar bu durumun cezası ile ilgili detayları araştırmayı sürdürüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı sıkça sorulan sorular sayfasında kastan oruç bozma ile ilgili bilinmesi gerekenleri paylaşmıştı. İşte orucunu isteyerek bozanların dikkat edeceği bilgiler.
Sözlükte “kendini tutmak, engellemek, el çekmek, geri durmak” anlamlarına gelen imsak, dinî bir kavram olarak, fecr-i sâdıktan, iftar vaktine kadar yemeden, içmeden, cinsel ilişki ve diğer orucu bozan şeylerden uzak durmak, el çekmek demektir. İmsakin zıttı iftardır. Halk arasında ise “imsak” oruç tutmaya başlanan fecr-i sâdığın oluştuğu vakit anlamında kullanılır. Bu manada imsak, oruca başlama vakti demektir.
Oruca ne zaman başlanıp ne zaman bitirileceği Kur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde açıklanmıştır: “(Ramazan gecelerinde) şafağın aydınlığını gecenin karanlığından ayırt edinceye (tan yeri ağarıncaya/fecr-i sâdığa) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar (yiyip içmeden, cinsel ilişkide bulunmadan) orucu tamamlayın.” (el-Bakara, 2/187)